basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2011

Deron Baba Beşiktaş'ta

NBA de en beğendiğim iki oyuncudan biridir hazretleri.Kaderde kanlı-canlı izlemek de varmış.Kıçıkırık AI için işi gücü bırakıp Akatlara koşan bu gerzek de,salonun kapısında yatar artık.

13 Eylül 2010

Taraftar

Dünya basketbol şampiyonası sona erdi ve ikinci olduk.Şimdi herkes şampiyona sonrası istatistik toplama derdinde.Biri hariç hiçbiri dikkatimi çekmiyor.Oda ortalama seyirci istatistiği.Bir yerden rakam almadan kendi gözlemimi söylüyorum.Turnuva boyunca kapalı gişe oynayan tek takım beklendiği gibi Türkiye.Ankara'nın görece olarak daha küçük salonundan başlayarak İstanbul'a taşınan süreçte televizyondan izlediğim kadarıyla boş yer yoktu.Burada ise dikkatimi çeken asıl konuya değineyim.O da turnuva ilerledikçe değişen Türk izleyici profili.

Turnuvada grup maçlarına Ankara'da başladık.Tabiki dolu tribünler önünde.Başkentte oynadığımız hemen hemen tüm maçlarda ritmi zaman zaman değişerek de olsa sıkı bir tribün desteği gördük.Takım sahada oyununu oynuyor tribünde takımın tıkandığı anlarda devreye girip takımı ateşliyordu.Yani tam da olması gibiydi.Grup maçları bitip takım İstanbul'a taşınınca seyirci profili de yavaş yavaş değişmeye başladı.Ankara'nın tek görevi takımı ateşlemek olan taraftarının yerini oturduğu koltuktan kalkmayan,anons yordamıyla organize edilen tezahüratlara lütfen katılan,maç sonuna kadar çekirdek çitleyen bir seyirci ortaya çıktı.Hatta öyleki Selamsız Bandosu'nda ki çaresiz antrenör misali sahada basketbol oynaması gereken oyuncular oyunu bırakıp taraftarı ateşlemeye çalıştılar.Tam tersinin olması gerektiği halde.Yarı final maçının son beş dakikasına kadar,final maçının ise tamamında bu ortam vardı.Bunu ancak final yaklaştıkça artan bilet fiyatlarının seyirci profili üstündeki negatif etkisi ile açıklayabiliriz sanırım.Aylar öncesinden biletini satın almış,çocuğunu alıp basketbol maçına getiren orta sınıf babalarının yerini,final sürecinde zibidi kılıklı popçular ve motorize mankenler almıştı artık.Hatta erkeklerin eşe dosta "final maçında salondaydım lan" demek,kızların ise ulan olurda kamera beni de çeker mi düşüncesinde olduklarından eminim.Çünkü çevremde böyle iç-beş angut bulunmakta.Bir bilete beşyüz lira domalmakla övünen angutlar.Önce "U2 konseri sonra basketbol finali,ayy süper bi haftaydı" diye sayıklayan angutlar.

Tabi bu çekirdekçi tayfanın salonları işgal etmesinin bir diğer nedenide sponsorlar.Çünkü bazen sadece paranın olması da yetmiyor orada yerini almak için.Sadece bizim milli takımın onlarca sponsoru var.Abartmıyorum bunu,maç yayını arasında yayınlanan reklamlardaki firmaları bir sayın.Neredeyse sponsor olmayan firma yok lan.Ve bu firmaların tamamının da final maçı için yağlı müşterilerine dağıtacakları biletleri var.Bizim sponsorumuz Ülker'in İnönü'deki maçlar için dağıttıkları biletleri,kombineleri düşünün.Futbolun f'sinden haberi olmadığı halde,sırf o firmada plasiyer diye Beşiktaş maçına gelen adam tanıyorum ben.Aynı durum basketbol milli takımı içinde geçerlidir herhalde.Yoksa bu kadar ruhsuz adamı nereden ve nasıl bir araya toplayabilirsin.

Halbuki böyle mi olmalı.Final yaklaşıp takımın ateşi yükseldikçe seyircininde ateşinin yükselmesi gerekmez mi?.Basketbolu hatta futbolu ve diğer spor dallarını yönetenler sponsorları memnun etmek yerine takımı gerçek anlamda motive edecek bir seyirci grubu oluşturmaya çalışmayı düşünemezler mi?.Herşey mümkün aslında.O salona her renkten bu ülkenin en ateşli taraftar gruplarını toplayıp,kırk dakika boyunca orayı cehenneme çevirmek düşünülemez miydi?.Sırplara ve Yunanlılara sökmezdi belki ama ömürleri boyunca böyle bir atmosfer görmemiş Amerikalıların afallaması işten bile değil diye düşünüyorum.

En büyük hayalimdir aslında;özellikle bir milli maçta,yeri hiç önemli değil,Çarşı'nın,Ultraaslan'ın,Gfb'nin biraraya gelmeleri ve aralarındaki rekabeti 90 dakikalığına unutup sadece kırmızı-beyaz için ortaklaşa bağırmaları.Maçın son beş dakikasında maç İnönü'de ise Beşiktaş,Kadıköy'de ise Fenerbahçe diye bağıran taraftarın yerine,doksan dakika boyunca sadece Türkiye diye bağıran bir taraftar.Ve tabi sponsorlara siktir çekip,"burayı cehenneme çevireceksiniz,tamam mı?" diyerek taraftara bilet dağıtacak okkalı bir federasyon.Bunu gerçekleştirmek çok mu zor bilmiyorum ama bence tam ihtiyacımız olan şeyde bu.

Teşekkürler

12 Eylül 2010

Oha be dev adam

Şaka mı bu yoksa rüya mı görüyorum.Biri beni çimdiklesin,hatta parmaklasın.Başbakanın önünde cunta dönemi bürokratları gibi ceket ilikleyip el bağlayan başkanıyla,kanser hastası antrenörüyle,"vay efendim bu var da o niye yok" tartışmalarıyla,turnuva öncesi hazırlık maçlarının rezil sonuçlarının hayal kırıklıklarıyla başladığımız dünya şampiyonasında an itibariyle finale yükselmişiz.Bu sonucu kim neyle açıklar bilmiyorum ama ben kesinlikle açıklayamam.Şansla kazandık diyene eyvallah derim de 15 bin taraftarla ebemde kazanır diyene de ebenide al git derim ancak.Hadi grup maçları mantardı da birader Slovenya ne demek Sırbistan ne demek?.Bağırmaktan sesim kısıldı lan,hepinize helal olsun.

Edit:Eğer dünya şampiyonu da olursak ve Tanjeviç "kanseri nasıl yendim" diye bir kitap yazarsa,o kitap bestseller olmazsa gelin yüzüme tükürün.

10 Mart 2010

Nakavt

Yeni stad yapacakmış başkan efendi.Beş yıl üstüste şampiyon olacakmışmış.Sen önce kapının önünü süpür avanak.Basketbol takımı yine antremana çıkmamış bugün.Benim bildiğim bu sene üçüncü kez oluyor.150 bin dolar civarında bir paraymış oyuncuların alacağı.O da üç aydır ödenmiyormuş.150 bin dolar bu.Yani tüpçünün en büyük hayali Nihat Doğan'ın aldığı paranın kaçta kaçı oluyor,mali kurulda ibraya "yes be annem" diyen kongre üyesi sayın abiler hesap etsin artık.Yoksa kulübün (ve tabii senin) sahibin olan kongre üyeleri züğürt mü çıktı dersin.Ha tüpçü.

28 Aralık 2009

Ne kadar ekmek o kadar köfte


Basketbol maçıda olsa Fener e kaybetmek herzaman kötü.Ama bu kez fazla üzülmedim kaybettiğimize.Futbol takımı yüzünden kaybetmeye karşı bünyede bağışıklık olduğundan da değil.Başlıktaki deyim cuk oturuyor bize çünkü.Şu Fener i bir kıyaslayın bizim takımla.Arada maddi olarak uçurumlar var.Sponsorumuz aynı sözde.Ama onlara şapır şupur bize yarabbi şükür.Tabataların Nobrelerin yanında çekirdek-çerez parası gibi kalıyor basketbol takımının maliyeti.Eğer bu takım bu ligde sadece Efes ve Fener e(-ki son iki yılın şampiyonları) yenilip diğer tüm maçlarını kazandıysa bu başta Burak hocanın sonra da oyuncuların inanılmaz özverisi sayesinde olmuştur ve olmaya devam edecektir.İşte buradaki sorun da budur.Yoksa siz tüpçüye sadece Tabata yüzünden mi kızdığımızı zannediyorsunuz?

15 Aralık 2009

Charlize nerde lan?


Tamam illa Charlize olsun demedik de.Zaten öyle bütün dünyada tanınan bir kadın da yok bu memlekette.(Sibel Kekilli olur mu?)
İyi de kardeşim bula bula Çocuklar Duymasın daki Amerikalı müdireyimi buldunuz oraya çıkaracak.


03 Aralık 2009

18-0 nerde görülmüş???


Sizi anca Mustafa Denizli kurtarır olm.