galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
01 Eylül 2010
27 Haziran 2010
Değişim
Farkında mısınız artık üç büyük takımın taraftarları eskiden olduğu gibi birbirini yemiyor.Herkes kendi camiasının problemlerine o kadar odaklanmış ki rekabet neredeyse unutulmuş.Galatasaray'ın elinden Stoch'u kapan Fenerbahçe'nin bu hamlesinin geçen yılki Topuz hadisesinin yanında esamesinin okunmaması gibi mesela.
Çünkü artık herkes önce kendi takımına,kendi kulübüne bakıyor."Siz şöylesiniz biz böyleyiz" in yerini gönül verdiği renklerin bugünü ve geleceğine dair kaygılar almış durumda.Bu açıdan bakarsak potansiyel taraftar kitlesinin yüzde 80'ini belki daha fazlasını oluşturan üç büyük takım taraftarının yavaş yavaş bir karakter değişimi yaşadığı sonucuna varıyorum.
Fenerbahçe ve Galatasaray hocasıyla bozuk.Hoca tercihi doğrudan yönetim marifeti olduğundan yönetimle de bozuşuklar.Beşiktaş'ın hoca sorunu yok ama altı yıldır devam eden kronikleşmiş başkan sendromu var.Transferlerde bu işin tuzu biberi.Hele bir de elde patlarsa.Öyleki Quaresma gibi birinin transferinde bile acaba oynarmı diye düşünen yığınla Beşiktaşlı var.O bile bir çırpıda kabullenilmiyor.
Sonuçta istediğimiz de bu değil mi?Herşeyi gözü kapalı kabullenen,sormayan,sorgulamayan taraftar yerine aldığı formanın,kombinenin hesabını sormaya cesaret edebilen bir kitle.Bilinçli taraftar yani.
Yanlışın olduğu yerde değişim iyidir de önemli olan sonuç alabilmektir.Gelinen nokta bu sonucun alındığını gösteriyor.Misal mi?
Demirören ve ekibinin taraftar baskısıyla beşinci sınıf paçoz yabancılara verdiği paralara,onlardan daha iyisini daha isimlisini transfer etmesidir.Aziz Yıldırım ve ekibinin yine taraftar baskısıyla Daum'u yollayıp Aykut Kocaman'ı teknik direktör yapmasıdır.Adnan Polat ve ekibinin geçen yıl ki şaşaalı transferlerinin elde patlamasının yarattığı taraftar baskısıyla bu yıl transfer işinde yoğurdu üfleyerek yemesidir.
Çünkü artık onlar da biliyor ki bu işin öznesi taraftardır.Taraftara rağmen icraat yapan başkan ve yönetim herkesten çabuk yıpranır.Daha da önemlisi artık taraftar da artık özne olduğunun farkında.Yoksa yerlerde sürünen kombine ve forma satışlarını nasıl izah edeceğiz.
Çünkü artık herkes önce kendi takımına,kendi kulübüne bakıyor."Siz şöylesiniz biz böyleyiz" in yerini gönül verdiği renklerin bugünü ve geleceğine dair kaygılar almış durumda.Bu açıdan bakarsak potansiyel taraftar kitlesinin yüzde 80'ini belki daha fazlasını oluşturan üç büyük takım taraftarının yavaş yavaş bir karakter değişimi yaşadığı sonucuna varıyorum.
Fenerbahçe ve Galatasaray hocasıyla bozuk.Hoca tercihi doğrudan yönetim marifeti olduğundan yönetimle de bozuşuklar.Beşiktaş'ın hoca sorunu yok ama altı yıldır devam eden kronikleşmiş başkan sendromu var.Transferlerde bu işin tuzu biberi.Hele bir de elde patlarsa.Öyleki Quaresma gibi birinin transferinde bile acaba oynarmı diye düşünen yığınla Beşiktaşlı var.O bile bir çırpıda kabullenilmiyor.
Sonuçta istediğimiz de bu değil mi?Herşeyi gözü kapalı kabullenen,sormayan,sorgulamayan taraftar yerine aldığı formanın,kombinenin hesabını sormaya cesaret edebilen bir kitle.Bilinçli taraftar yani.
Yanlışın olduğu yerde değişim iyidir de önemli olan sonuç alabilmektir.Gelinen nokta bu sonucun alındığını gösteriyor.Misal mi?
Demirören ve ekibinin taraftar baskısıyla beşinci sınıf paçoz yabancılara verdiği paralara,onlardan daha iyisini daha isimlisini transfer etmesidir.Aziz Yıldırım ve ekibinin yine taraftar baskısıyla Daum'u yollayıp Aykut Kocaman'ı teknik direktör yapmasıdır.Adnan Polat ve ekibinin geçen yıl ki şaşaalı transferlerinin elde patlamasının yarattığı taraftar baskısıyla bu yıl transfer işinde yoğurdu üfleyerek yemesidir.
Çünkü artık onlar da biliyor ki bu işin öznesi taraftardır.Taraftara rağmen icraat yapan başkan ve yönetim herkesten çabuk yıpranır.Daha da önemlisi artık taraftar da artık özne olduğunun farkında.Yoksa yerlerde sürünen kombine ve forma satışlarını nasıl izah edeceğiz.
22 Şubat 2010
Bize kalan
-Takıma dönüş dedik,o da olmadı be hocam.
-Değil takıma,"geleceğe dönüş" olsa ne yazar çekirge.
Tüpçüde DeLorean'a gömecek para çok da,bizim DeLorean'lar da iş yok çekirge.Rakipler kevgire dönmüş,biz makarnayı süzeceğimize,makarna biz olmuşuz.Hakem futbolcu peşinde,futbolcu top peşinde,hoca puan peşinde,taraftar kendi işinde gücünde.Yuvarlanıp gidiyoruz işte.Bitse de gitsek demeyen kaldı mı çekirge.
-Hiç mi güzel şey yok hocam?
-Var tabi olmaz mı?.Tüpçü gelmiyor artık maça.Onun sefil yüzünü görmüyoruz ya artık.Bundan daha güzel şey mi olur.
Son not:Fenerlilere edilmeyen küfürleri Galatasaraylılara eden taraftar bozuntuları.Adam değilsiniz,hiçbiriniz.
23 Ocak 2010
Test öncesi
Bu ülkede bir futbolcu transfer edildiğinde yerine getirilmesi gereken iki ritüel vardır.Birincisi havaalanında hayvani bir kalabalıkla karşılamak(ve mutlaka adamın boynuna atkı takmak),ikincisi de imzadan evvel bir hastaneye götürüp sağlık testine sokmak.Son olarak Galatasaray'ın son transferi Jo'yu görünce koşu bandında bantlar,kablolar içinde,bilmeyen arkadaşlar için hatırlatayım dedim.
Resimde gördüğünüz testin adı efor testidir.Vücudun muhtelif bölgelerine gördüğünüz beyaz bantlar yapıştırılır.Bu bantlara da bilgisayara bağlı elektrotlar takılır.Sonra koşu bandının üzerine çıkarılıp artan ve azalan tempoyla koşturulur.Bunda amaç harcanan eforu ve bu eforun kalbe olan etkisini ölçmektir.Bir nevi vücudun dayanıklılığını ölçmek gibi.Birçoğunuz eminim biliyorsunuzdur bütün bunları,ama çoğu kişiniz bilmediği bu teste girmeden önce yapılması gereken bir hazırlık aşaması.
Gördüğünüz bantların vücuda yapışması için bir nevi jel sürerler evvel.İşte o jelin bandı tutabilmesi için de o bölgede hiç pürüz olmamasıdır.Pürüzden kasıt kıl,tüy vs..Yani testten evvel o bölgeyi traşlamanız lazım efendim.Cillop gibi olması lazım afedersiniz.Başıma geldiği için biliyorum.Siyami Ersek Hastanesinde bu teste girdim ben.Tabi kimse bir şey demediği için,traş-mıraş hak getire.Testi yapacak teknisyen benim göğsümdeki Çamlıca Korusunu görünce bildiğin oha falan oldu.Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş.Tıpış tıpış döndük eve tabi.Traş olduktan sonra derisi yüzülmüş koyuna döndüm lan.10 gün sonra yaptık testi.
İkinci gidişimde,bu sefer ben tedbirsiz gelen diğerlerini makaraya aldım tabi.Hele birisi vardı ki sorma.Ben kendiminkine koru diyorsam bu adamınki abartısız Amazon ormanı.Traş olduktan sonra da görmek isterdim herifi.Postu yüzülmüş ayıya dönmüş mü diye.
Resimde gördüğünüz testin adı efor testidir.Vücudun muhtelif bölgelerine gördüğünüz beyaz bantlar yapıştırılır.Bu bantlara da bilgisayara bağlı elektrotlar takılır.Sonra koşu bandının üzerine çıkarılıp artan ve azalan tempoyla koşturulur.Bunda amaç harcanan eforu ve bu eforun kalbe olan etkisini ölçmektir.Bir nevi vücudun dayanıklılığını ölçmek gibi.Birçoğunuz eminim biliyorsunuzdur bütün bunları,ama çoğu kişiniz bilmediği bu teste girmeden önce yapılması gereken bir hazırlık aşaması.
Gördüğünüz bantların vücuda yapışması için bir nevi jel sürerler evvel.İşte o jelin bandı tutabilmesi için de o bölgede hiç pürüz olmamasıdır.Pürüzden kasıt kıl,tüy vs..Yani testten evvel o bölgeyi traşlamanız lazım efendim.Cillop gibi olması lazım afedersiniz.Başıma geldiği için biliyorum.Siyami Ersek Hastanesinde bu teste girdim ben.Tabi kimse bir şey demediği için,traş-mıraş hak getire.Testi yapacak teknisyen benim göğsümdeki Çamlıca Korusunu görünce bildiğin oha falan oldu.Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş.Tıpış tıpış döndük eve tabi.Traş olduktan sonra derisi yüzülmüş koyuna döndüm lan.10 gün sonra yaptık testi.
İkinci gidişimde,bu sefer ben tedbirsiz gelen diğerlerini makaraya aldım tabi.Hele birisi vardı ki sorma.Ben kendiminkine koru diyorsam bu adamınki abartısız Amazon ormanı.Traş olduktan sonra da görmek isterdim herifi.Postu yüzülmüş ayıya dönmüş mü diye.
08 Aralık 2009
Ananızı da alın gidin
Evet siz,biriniz değil hepiniz
Bizi sadece taraftarlığımızdan değil insanlığımızdan da soğuttunuz
Aramıza kin ve nefret tohumları ektiniz
Birbirimize düşürdünüz
Kardeşi kardeşe kırdırdınız
Kendi aptallıklarınızı bize fatura ettiniz
Hedef şaşırttınız
Katakulli yaptınız
Hakem dediniz
Federasyon dediniz
Kendi taraftarınızı hem sömürdünüz
Hem sabote ettiniz
Güzellik bekleyen insanlara
Sadece çirkinlik gösterdiniz
Nihayet Türk futbolunun içine ettiniz
Sessizliğin içinde düşünün bir saniye
Sorun kendi kendinize
Ben bu dünyadan göçtüğümde
Ne düşünecek acaba insanlar benim hakkımda
Hayırla mı yadedecekler
Yoksa ana-avrat sövecekler mi
Öteki tarafta hak aramaya
Kimler çıkacak karşıma acaba
Lütfen gidin beyler
Sağda soldaki artıklarınızı da alın
Medyadaki şakşakçılarınızı da alın
Kraldan çok kralcı maymunlarınızı da alın
Hepsini alın
Ve gidin
07 Aralık 2009
Oldu mu şimdi?
Sonunda şu Hıncal denen zavallıyı haklı çıkaracaksın ya ona üzülüyorum.Hadi biz alıştıkta böyle şeylere sana hiç yakışmıyor.
28 Kasım 2009
Batırdınız lan güzelim takımı
Rijkaard ın Türkiye ye gelişine en çok sevinenlerden biriydim.O salkım gibi kıvırcık saçlarını sallandırarak attığı fuleleri bu ülke topraklarında görmek nasip olmadı ya en azından hocalığını görürüz ümidi de tamamen futbola sevdalı oluşumuzdandır.İlk geldiği günden itibaren kolpa Türk medyası göklere çıkardı adamı.Çıkarsın tabi lafımız yok.Belki isminden,belki futbolculuk kariyerinden,belki de sırf Barcelona dan gelmesinden.Bence hepsi.Ama bizim medyanın huyudur adama ayağının tozuyla zoraki ve imkansız misyonlar yüklemeye başladılar.Daha adam sözleşme imzalamadan,ilk antremanına çıkmadan takımı nasıl oynatacağını yazıp çizdiler.Nitekim oynattıda adam.Ben nabza göre şerbet vermem dedi ve bilidiğini yaptı.Hocanın üstüne de yapılan transferler(Elano hariç) cuk diye oturdu takıma.Ve fırtına gibi girdi sezona Galatasaray bildiğini okuyan hocasının sayesinde.Hücum oynatıyordu Rijkaard ama sırf hücum.3 ün altında gol atmıyordu bu anlayışla takım.Evet her hücumcu takım gibi gol yemeye çok müsait bir görüntü veriyordu ve yiyordu da.Servet gibi tek atımlık barutu olan defansörün yanında bir de onun çok kötü bir taklidi olan Gökhan ın olmasıda bunu körüklüyordu.Kolpa medyanın fıtratı bozuk kalemleri ancak 6 hafta sabredebildiler.Çünkü eleştirmeleri lazımdı,laf sokmaları,ortalığı karıştırmaları,düzeni bozmaları lazımdı.Çünkü karakterlerinde vardı iyi giden bir şeyi bozmak,bozmaya çalışmak.Çirkef çarklarını çevirdiler ve hocayı bombalamaya başladılar.Yarattıkları fırtına yöneticileride içine almış olmalı ki onlar müdahil oldular işe.Türkiye de yönetici kafasının da her boka karışmak olduğunu söylemeye gerek varmı.Florya da yapılan toplantıyı hatırlarsınız.Hani yöneticilerin Rijkaard ı hesaba çektiği söylenen toplantı.İşte o gün bozuldu bu takım.Hoca bozmadı takımı bozdurdular.Ortaya ne olduğu belli olmayan biraz Beşiktaş biraz Fener ama bolca Trabzon benzeri bu ucube takım çıktı.Tamamen hücum oynamak üzerine kurulmuş takım defans yapmayı ne bilsin.Bu kanser hastasına grip aşısı yapmak gibi birşey.Futbolu bildiklerini iddia edenlerin asla anlayamayacağı şey de bu zaten.Bırak benim Beşiktaşlılığımı sıradan bir futbolsever olarak üzülüyorum ve sinirden çıldırıyorum.Şimdi buna sebep olanlar kına yaksınlar hemde kıçının en orta yerine.
Hoca sende bokunu çıkardın ama ha.Arda dan santraformu olur be adam.Tavşan çıkarmaya özendiysen bir çöplükte bir horoz öter.Bu ligde bir sihirbaz var zaten ikincisi kafa ağrıtır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






