süperlig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
süperlig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2010

Son dakika ateşi

Süperlig de 25 kişilik kadrosunu en iyi en verimli kullanan takım şüphesiz Beşiktaş.Bir dakikalığına da olsa oynamayan oyuncu yok.Hani futbolda bazen bazı takımlar için "bu takımda kimsenin yeri garanti değil" derler ya,Beşiktaş için şimdi söyleyin onu siz.Ne Quaresmasının ne Gutisinin yeri hemde.Şimdilik sakatlık yüzünden oynamıyor görünseler bile ileride onlar takılacak bu rotasyon çılgınlığına.Her şeyin olduğu gibi bu rotasyon işinin de bir istisnası var elbette.Schuster'in istisna adamı ise Ernst.Neden istisna olduğunu da bir kez daha gösterdi dün akşam.Guti'nin olmamasına aklımız takılmıştı ki,Guti yoksa ben varım moduna girdi Üstün Alman Teknolojisi.Hem de Guti'yi aratmayacak şekilde.

Bu rotasyon işinin takımın oynadığı oyuna en bariz etkisi takımın oyuna geç ısınması oluyor hep.Bir hafta beraber oynayan oyuncular bir sonraki hafta onların başka oyuncularla karşılaşınca oyunun havasına girmeleri geç oluyor.Neredeyse doksan dakika yetmiyor maçı almak için.Sıklıkla karşılaştığımız ve bundan sonra muhtemelen karşılaşacağımız son dakika gollerinin nedeni de bu değil mi?Bundan en fazla etkilenenler ise tırnaklarını kemiren biz taraftarlar oluyoruz haliyle.

Bu maç için özellikle bahsedebileceğimiz üç isim var önümüzde.Ernst,Bobo ve Hakan.Dediğimiz gibi Ernst maça Guti modunda başladı ve öyle de bitirdi.Genellikle üçlü ortasahanın gerideki ikilisinde görmeye alıştığımız Ernst bu maçta Necip-Aurelio ikilisinin önünde oynadı.Belki de özellikle bu maçta bu kadar ön plana çıkmasının nedenide bu yer değişikliği idi.Bir maçta bir futbolcuya on üzerinden on kolay kolay verilmez ancak dün akşamki maçı izleyen istisnasız herkes on puanı tevekkül içinde teslim etti Alman'a.Arkayı toparlayan adam olarak bildiğimiz Ernst'in görevini görmek de Aurelio'ya düştü.Rakip Antalya olduğu için hatasız oynadı diyebiliriz ancak bizim bildiğimiz Aurelio defansı kadar hücuma çıkışları da iyi bir oyuncudur.Bu kadar geride oynayarak takıma fazla katkı sağlayamaz çünkü o işi yeri geldiğinde Necip ve Ernst gayet güzel yapıyorlar.Guti-Necip-Ernst üçlüsünde beraber oynadıklarında sıklıkla gördüğümüz yer değiştirme olayını benimsemesi gerek acilen.

Maçın Ernst'ten sonraki adamı olan Bobo için de şöyle bir tarif yapılabilir.Bu adam karşısında Antalya'yı gördüğü zaman kırmız görmüş boğaya dönüyor.Bugüne kadar ki Antalya maçlarında boşu yok.Bu maçta dikkat çeken nokta Bobo'nun  atamadıklarının  attıklarından daha kolay pozisyonlar olmasıydı.Değişilecek adam değil Bobo.Onun bile rotasyona kurban gittiğini görmek çok tuhaf.Çünkü etrafım sayıları gün geçtikçe artan "şu adam bizde olsaydı" diye söylenen Fenerlilerle dolu.Onlarda yok bizde yedek.Allahım ne iştir?

Dün akşam yerini yadırgayan iki adam vardı;Tabata ve Hilbert.Aslında Tabata oynayabileceği en iyi yerde forvet arkası yada üçüncü forvet gibi oynadı fakat oyun içinde çok etkili olamadı.Belki de bunda Ernst'in herkesten yüzde on alan performansı etkili olmuş olabilir.Hilbert sadece sağbekte düşünülecekse gereksiz bir oyuncu.O bölgede aldığı her topu kendisi çıkarma hevesinde.Top sürmeye ve çalım atmaya çalışıyor ama çoğunlukla bunu yapamıyor.Önde oynanan oyun için Hilbert bir avantaj gibi gözüksede taktik tahtasına yazılanla sahada oynanan bir olmuyor her zaman.Ağır stoperlerin yanında beklerin onlardan daha çabuk geriye koşamazsa bu en azından Hilbert için bu avantaj dezavantaja dönüşür. Kaleciye geri dönüşleri de yersiz ve zamansız.Yenilen golde ki hatası da cabası.Tabi bütün bunlar bu sezon o bölgede ilk kez oynamasından da kaynaklanıyor olabilir.Ben hala Hilbert'in bu takım için vasataltı bir oyuncu olduğunu düşünüyorum.

Maça damga vuran son adam Hakan Arıkan.Nazar mı değdi bilmiyorum ama bu çocuğa bir haller oldu.İki haftadır flashback yaşatıyor bize.Aklımız kayıp gidiyor Manş'ın öte yanına.Bu kadar formsuz moralsiz adam da rotasyon uğruna oynatılıyorsa yuh artık.Dedim ya aklım almıyor bir noktadan sonra bu rotasyon işini.Schuster kazandığı sürece kabız eleştirilerle yetiniyoruz.İnşallah sonuna kadar da bununla yetiniriz.

Quaresma geldiği günden bu yana bizi öyle bir alıştırdı ki;gol atamadığı her maç için vasat görüntüsü alıyoruz.Direkten dönen topu,Bobo'ya harika asisti yapan adam oysa kendisi.Yine de işin içinde gol olmayınca Ernst gibi bir adam bir anda onun önüne geçebiliyor.Şimdilik bu kadarına da şükür.

Son olarak yönetime tavsiyem on günde bu sahayı patates tarlasından halı sahaya çeviren bahçıvan her kimse ömür boyu opsiyonlu sözleşme yapılsın.Biz kabaklaşan yerleri yeşil boyayla boyamışlar geyiğini çeviriyorduk ama bildiğin çim yapmış adamlar.On günde bunu başarmak büyük iş.Yapanın eline sağlık.

03 Eylül 2010

Haliç'te yaşayan Simonlar

Ülke futbolunda özellikle son yıllarda net şekilde görülen iki büyük var paranoyasının örneklerine rastlıyoruz sık sık.Bunda Fenerbahçe'nin üç,Galatasaray'ın da iki yıldır şampiyon olamamasının getirdiği psikolojik rahatsızlık ve bu yönetim şekliyle daha uzun yıllar şampiyon olamama korkusunun etkisi çok büyük.

Bu ülkenin iki büyük futbol camiası ellerindeki mevcut tüm potansiyel güçleriyle bazen medyadaki kanallarını bazende siyasi irade içindeki güçlerini kullanarak bir nevi baskı ortamı yaratmak çabasındalar.Kendileri dışındaki takımların kazandıkları başarıları kendilerinin formsuzlukları ilişkilendirmek alçaklığına tenezzül etmekle de kalmıyorlar üstelik.Rakiplerinin yaptıkları transferleri kötülemekten tutun ekonomik yönden gelişmelerini baltalamaya kadar vardırıyorlar işi.Geçmiş ve bugün bunun örnekleriyle dolu.Beşiktaş'ın şampiyon olduğu yıl,Ali Sami Yen'deki Fenerbahçe maçının ardından Adnan Polat'ın "Fenerbahçe ve Galatasaray'a tezgah kuruyorlar" açıklamasıyla dün akşam televizyonda yaptığı "şampiyonluk için birbirimizle çekişiriz" açıklaması arasında bir fark yoktur.Yılların getirip biriktirdiği sapkın zihniyetin farklı cümlelerle dışa vurulmasıdır olan biten.

Bir kulüp başkanının kendi kulübünün menfaatlerini koruması,kendi kulübünün başarısını diğerlerinin başarısızlığını istemesi gayet doğaldır ve olması gereken de budur.Fakat gelinen noktada iş artık kendi kulübünün menfaatini korumanında ötesine geçmiş,yanına bir başka kulübüde alarak şartları ve ortamı kendilerinin belirlediği bir düzen kurma çabasına dönüşmüştür.Buna "derin futbol" veya "futbolun ergenekonu" da diyebilirsiniz.Böyle bir düzeni bu iki takımın dışındaki takım taraftarlarının kabul etmesi mümkün olmadığı gibi kendi taraftarlarının da kabullenmesi mümkün değildir.Geçen yıl Bursa'nın şampiyonluğunda İstanbul'da,Ankara'da ve diğer şehirlerde,bağıranların,korna çalanların çoğunluğunun Galatasaray taraftarı olması sözümüzün ispatı olsa gerek.

Derin futbol ortamı oluşturma çabası içindeki bu garabet güruhunun belki de farkında olmadıkları başka bir tehlike daha gelişiyor bu arada.Kendilerinden başkasının yaşam hakkının olmadığı bir ortam oluşturmaya çalışıyorlar.Bir anlamda iki büyük var tabusu yaratmaya çalışıyorlar.Bu ortamda yaşam hakları elinden alınmak istenen diğer kulüpler bu iki kulüple mücadele ederlerken aynı zamanda bu tabuya ve bu tabuyu yaratanlara karşıda mücadele etmek zorunda hissediyorlar kendilerini.İşte o zaman ortaya Fenerbahçe'nin vaya Galatasaray'ın kaybettiği bir şampiyonlukta sevinen biribirinden farklı renklerdeki takım taraftarlarını görüyoruz sokaklarda.Bunu "bizi sevmiyorlar,bizim bizden başka dostumuz yok,17 ye karşı 1" teranesiyle açıklamaya çalışmak da sıçtığını sıvamakla eşdeğer oluyor.

Bu daha sadece başlangıç.Tutumunuzu ve aklınızı değiştirmediğiniz sürece daha da kötüleşecek işler.Ektiğinizi biçeceksiniz sonuçta.Oluşturmaya çalıştığınız derin ortamın içinde boğulup gideceksiniz.Ve biz kaçan her şampiyonluk sonrası tribünlerde hayalkırıklığı içinde ellerini başlarının arasına almış sarı-lacivert,sarı-kırmızı taraftarlar göreceğiz.

30 Ağustos 2010

Tavşanlar bitmemiş

Son birkaç yıldır Beşiktaş Anadolu'da nereye gitse düşmanca bir tavırla karşılaşıyor.Takım veya vilayet yönetimlerinden değil o takımın taraftarlarından bahsediyorum.Galatasaray ve Fenerbahçe'ye gösterilmeyen bu tepki bize neden gösteriliyor anlamış değilim.Hadi bunların içinden Bursa'yı ayıralım.Onların bizimle meseleleri var da diğerlerine ne oluyor.Kendimce buna bulabildiğim sebep "büyümek için en büyüğüne saldırmak" adını verdiğim davranış şekli oluyor.

Bu gerginlik beklentisinin olmadığı bir deplasman oldu Karabük.Hem de ta en başından beri.Az görülür bir performansla süperlige çıktıklarında Beşiktaş tribününün açtığı pankart,daha sonra Taksim'de ki 1 Mayıs kutlamalarında "emeğin takımı" ve "halkın takımı" şablonlarıyla yanyana duruşumuz,bugünkü dostluk havasının oluşmasının başlıca nedenleri.Aynı havayı Anadolu'da kaç şehirde bulabiliriz bilmiyorum.Adana belki.

Futbolun içinde neden var olduğunu hiçbir zaman anlayamadığım rotasyon manyaklığı yada biz Beşiktaşlıların deyimiyle tavşanlardan gına gelmişti geçen yıl.Mustafa Hocanın Alman versiyonununda hemen hemen aynı kafa yapısında olduğu gibi bir sonuca gidiyoruz yuvarlanarak.Dokuz resmi maç oynadık bu sezon ve biz hala daha bu takımın düzenli bir ilk onbirini sayamıyoruz.Kazandığın sürece sorun yok diyor abiler ama arada Belediye çukuruna düşünce ister istemez insan bazı şeylerden kuşku duymaya başlıyor.Bu akşam yine kazandı dayımız,yine sorun yok.Ama kaç kişi diğer haftadan kesin alırız beklentisinde ki?.Şimdilik bunları rafa kaldıralım(o raf çökecek birgün),maça geçelim.

Nobre futbolu hatırladı veya kendine geldi denilecek bir durum yok ortada.Adam oynadığı her maçta aşağı-yukarı bu kalibrede oynuyor.Bu akşamın tek farkı şansı ve doğru zamanda doğru yerde olmasıydı.Çıkarın attığı golleri vtrden bakın geriye ne kalıyor.Tabata'yı maçın adamı seçecek adamı da bir güzel dövmek lazım.Golle biten iki serbest vuruşla maçın adamı seçiliyorsa,Forlan nasıl dünya kupasının en iyi oyuncusu olabiliyor kardeşim.Tabata şimdilik sadece vasat bir alternatif,fazlası değil.Guti'nin değil ha! yanlış anlamayın,olsa olsa Hilbert veya Nihat'ın.

Quaresma gerçekten Q7 olsaydı derdim ki bu arabanın tek vitesi var,o da beş.Aşşağısı yok çünkü.Birle,ikiyle,üçle oynadığını ben görmedim şimdiye kadar ki Belediye maçı da dahil.Bu gidişle ya nirvanaya ulaşacak yada motoru yakacak.Kavgada tek başına gözü kapalı on kişinin üstüne saldıran adama ya deli dersin yada kendine çok güveniyor.Ben Quaresma'nın hangisi olduğuna henüz karar veremedim.Hani spor yazarının biri "demirören'in öz evladı olsa bu kadar oynamaz" demişti ya,sonuna kadar haklısın ağabey.

Quaresma hariç takımdaki tüm oyuncular kendi yerlerini belleyeceklerine Guti ile oynamaya alışsalar bütün sorunlar düzelecekmiş gibi görünüyor.Ayağında topla sıkışan oyuncunun üstüne gidiyor "ver bana kurtul" diyerek,adam telaştan onu görmüyor biel.Gözü kapalı asist yapıyor içeriye,alışkın olmayan forvet ya hareketlenmiyor o topa yada topu eziyor.Sadece Guti'yi çeken bir kamera olsa ve maçtan sonra izlettirseler futbolculara nerde hata yapıyoruz görecekler.

Toraman henüz düzelmemiş.Yapması gerekenlerin çoğunu Zapo yaptı zaten.Ekrem yerine alışmaya çalışıyor ama olacak illa olacak.Başka türlü ekmek yok ona.Delinho yine bizim Delinho.Eksiği yok fazlası var.Yere düşmeyip gol yapsaydı o pozisyonu benim zirvem burası deyip jübilesini yapardı herhalde.

Necip?.Tamam tahtaya vuruyor ve susuyorum.Maçın adamı seçeceksek illa;ben bire Cenk'i,ikiye Quaresma'yı yazıyorum.

Schuster'in defansı ileride kurma ve ofsayt taktiği bir gün canımızı gerçekten yakacak.Madem öyle bir taktik geliştirdin,önce oyuncularına belletirsin.Adamı bir kere arkaya kaçırdıktan sonra yakalamak için geriye otuz metre depar atıyorsa senin stoperin ne anladım ben o taktikten.Özellikle stoperler her maçı dili dışarda bitiriyor.Quaresma'dan evvel bunlar yakacak motoru.

Özellikle bu sene keşke bitmese dediğimiz lig bir hafta tatilde.Milli maçlar var ve benim kafadan uçmuş Hollandalının saçma sapan oyuncu tercihleri yüzünden canım çok sıkkın.Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçildiğinde benim cumhurbaşkanım değil diyenler gibi bu benim milli takımım değil diyesim geliyor ama yinede beddua etmek gelmiyor içimden.

29 Ağustos 2010

Bursa işi sponsorluk


Formasında reklam bulunmayan dokuz takımdan biri olan Bursaspor'un en büyük taraftar grubu Teksas,madem sponsor bulamıyoruz bari biz sponsor olalım demişler ve internet ve yerel medya üzerinden kampanya başlatmışlar.Kendi aralarında para toplayıp bir maçlığına da olsa Bursaspor formasının üzerine Teksas yazdıracaklar.Kulüp yönetimi de şimdilik sıcak bakıyor teklife.Eğer başkan da kabul ederse bir hesap açıp para toplamaya başlayacaklar.

Futbolun içinde bu tür hikayeleri arada sırada duyarız.Takımlarının yönetiliş tarzına isyan edip kendi aralarında para toplayıp kulübü satın almaya niyetlenen Manchester United taraftarlarını,yine ekonomik nedenlerden zor durumda kalan takımlarına ülke genelinde eşi benzeri görülmemiş bir kampanyayla milyonlarca euroluk bağış toplayan St.Pauli taraftarları aklıma gelenler.

Nerden baktığınıza ve nerde durduğunuza bağlı aslında.Benim formam reklamla kirletilemeyecek kadar kutsaldır diye düşünenlerde çıkar arada.Ama ne olursa olsun Bursa taraftarının bu düşüncesi taraftarlık bilincinin vardığı nokta açısından çok anlamlı.Taraftarlık denildiğinde havasından geçilmeyen ama elini taşın altına sokma zamanı geldiğinde köşe bucak kaçıp,endüstriyel futbola alet olmam gibi rezil bir bahanenin arkasına saklananlara kapak olacak nitelikte.

Bu fikir tutarsa yarın öbür gün şu formaları da görebiliriz belki

15 Ağustos 2010

Güzel İzmir

-Süperlige hasret yıllarda Türkiye kupası zaferleriyle hatırladığımız İzmir'i bıraktığımız gibi bulduk.Türkiye'nin en güzel deplasmanında yine üzülmedik.Stadı yıkacaksanız birgün "nerde oynayacağız" sorusuna yazacağınız ilk cevap İzmir olsun ey yönetim.

-Ben maçı altımda bir tek boxerla izledim.O vaziyette terden sırıksıklam olmuşum.Şimdi kalkıp ta 40 derece sıcakta bir buçuk saat topun peşinde koşan adamlara şunu yaptılar,bunu yapamadılar demek en hafifinden ikiyüzlülük olur.Hepsine helal olsun.Sonuç herne olursa olsun keskin yorumlar yapmamak gerek.Biz de öyle yapalım.

-Lucescu zamanından beri ilk kez,maçtan önce kafamdaki kadroyla,saha çıkan kadro aynıydı.Bir takımın sıradan bir taraftarıyla hocasının kafasındaki kadro aynıysa,o takımda işler yolunda gidiyor demektir.Aklın yolu birdir sonuçta.

-Quaresma ve Guti transferlerinden sonra lig başlarken birçok Beşiktaşlının kafasında "Galatasaray gibi olurmuyuz" korkusu vardı.Çünkü önümüzde denenmiş ve başarısız olmuş bir deneyim vardı.Öyle olmadı Allahtan.Hem Guti hem Quaresma İnönü'nün çimlerine çıktıkları ilk andan itibaren hem benimsendiler hem de kendileri benimsediler.Guti'ye olan hayranlığımız sarı saçlarından değil öldürücü ara pasları yüzündendi ki bu akşam bunun en güzel örneğini verdi.10 maç kazandırsa yeter diyordum geldiğinde.Daha ilk haftada birde bir yaptı.Guti'de yıldız mı diyenlere en güzel kapağı taktı.Bazı blogger arkadaşlar için edit zamanı geldi sanırım.

-Quaresma'nın çalımını,deparını bilirdik de bu kadar harika asistler yaptığını pek bilmezdik.Maç boyunca adrese teslim üç asist yaptı.O asistleri gol yapamadıysak beceriksizlikten değil,alışık olmamaktaktandır.Biz de dahil herkes Quaresma'nın kaleye kadar getirip vurmasını beklerdik çünkü.Egoistliği meşhur bir adamdan beklenmeyecek hareketler bunlar.Bu akşamdan sonra saygım bir kat daha arttı kendisine.Pascal'ı tahtından edebilecek birisi varsa,Cigano en büyük adayımdır şimdiden.

-Schuster'in Guti-Ernst-Necip üçlüsüyle başladığını görmek,maç sonunda skorbordu görmekten farksızdı.Tebrikler genelde Guti'ye yönelsede onu arkasında ve çevresinde rahatlatan adamlar Ernst ve Necip'ti.Ediz'in uçan tekmesinde çayı üstüme döktüm.Allahtan bir şey olmadı Necip'e ve bana.Böyle bir ortasaha ile oynayacaksak ki şahane bir şey Fink kesinlikle kalmalı takımda.Bu üçünden birine bir şey olsa kimi oynatacağız.Uğur'u mu?

-Ben hala daha bir santrafora ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum.Bobo bu işi pekala götürebilir.Yüzüstü bıraktığını hatırlıyormusunuz hiç.Kaldı ki bu sene Beşiktaş'ta gol yükünü forvetlerin değil forvet arkası ve kanat oyuncularının çekeceğini düşünüyorum.İzmir'le ilgili güzel hatıraları olan Bobo bir sayfa daha yazdı anı defterine.Bu ortasaha ve hücum hattıyla bu sene 20 yi devireceğini düşünüyorum Bobo'nun.Onu da beğenmeyenler utansın.

-Slogan lazımsa illa;"Bobo dursun,Delgado gitsin".Eğer Guti çıkıyorsa oyundan giren adam Delgado olmamalı.Siyahla beyaz kadar farklılar.Guti çıkıp Delgado girdikten sonra ne hale geldik gördünüz.Tabata'yı biraz anlarım da Delgado?.

-Ferrari açıkçası korkuttu bu akşam beni.Yaptığı hareket bence penaltıydı.Sonra birde sarı kart.Zapo'nun kartı anlaşılabilir de Ferrari'nin ki resmen sıvamak.Bizim bildiğimiz Ferrari daha rakibi topa hamle yapmadan hamle yapardı,bu akşam neredeyse her pozisyonda önce rakibin hamlesini bekledi.Topu alamayınca da faul ve sarı kart.Gününde değildi diyesim var onun için.

-Erhan o bölgede anca Toraman'ın yedeği olur.Çok koştu,her topa gitti eyvallah.Ama topa çok yabancı gibi.Orada oynayacak oyuncu sıkıştığında topu stoperlere vermemeli.O bölge için bence Ekrem çok daha iyi bir alternatif.Topla çıkışı,driplingi çok iyi.Schuster düşünürse Alves benzeri bir adam yaratabilir Ekrem'den.

-Bunları yazıyorum ama herşey için yorum yapmak için gerçekten çok erken.Daha şu takımı mevcut haliyle ilk kez izledik.Birde İnönü'de görelim şu ortasahayı.Fenerbahçe maçına kadar kredisi var hatta bu takımın.Güzel şeyler olacak bu sene.Hissediyorum lan.

-Yaklaşık 35 bin kişi izlemiş maçı.Bunun 25 bini Beşiktaş taraftarı.Tribünleri görmeseniz bile Guti ve Quaresma'nın her ayağına topu alışlarında yükselen uğultudan anlaşılıyordu bu.Bu sıcakta ben tuvalete gitmeye üşenirken adamlar gecenin birinde eve varmak pahasına oraya gidip stadı doldurdular.Hepsine helal olsun.

14 Ağustos 2010

Başlarken

2009/2010 İbb 1-Beşiktaş 1
2008/2009 Antalya 2-Beşiktaş 3
2007/2008 Beşiktaş 1-Konya 0
2006/2007 V.Manisa 1-Beşiktaş 0
2005/2006 K.Erciyes 1-Beşiktaş 1
2004/2005 Malatya 1-Beşiktaş 1
2003/2004 Samsun 1-Beşiktaş 3
2002/2003 Bursa 2-Beşiktaş 2
2001/2002 Beşiktaş 1-Trabzon 2
2000/2001 Beşiktaş 3-Y.Yozgat 0
1999/2000 Gençlerbirliği 1-Beşiktaş 0
1998/1999 Beşiktaş 4-Ankaragücü 1
1997/1998 Beşiktaş 2-Şekerspor 1
1996/1997 Bursa 2-Beşiktaş 0
1995/1996 Kayseri 1-Beşiktaş 1
1994/1995 Denizli 1-Beşiktaş 3
1993/1994 Beşiktaş 3-Gençlerbirliği 0
1992/1993 Beşiktaş 1-Karşıyaka 1
1991/1992 Beşiktaş 1-Gençlerbirliği 1
1990/1991 Gaziantep 0-Beşiktaş 1

Beşiktaş'ın son 20 yirmi yılda yaptığı ilk hafta maçları bunlar.Şöyle başlayınca şöyle bitiyor gibi çıkarılabilecek bir istatistik aramak isterseniz baştan söyleyeyim;şampiyon olduğu sezonların ilk maçlarını genellikle kazanmış Beşiktaş.İstisnası 100.yıldaki Bursa maçı.O maçı da hatırlayanlar iyi bilir.Sergen,İlhan gibi oyuncular yedek başlamış,sonradan oyuna girmişlerdi.Hatice değil netice diyelim.Sekizde sekizle başlayanların halini de gördüğümüz için istatistiği fazla düşünmemek lazım diyorum.

31 Mayıs 2003'deki Göztepe-Fenerbahçe maçından bu yana ilk süperlig maçını izleyecek İzmirliler.Bu yüzden stadın dolu olacağını düşünüyorum.

21. sezonda ilk rakibimiz Buca.Lige yeni çıkmış,yirmi oyuncu transfer etmiş,hocasını değiştirmiş bir takım Buca.Takımın ne olduğunu eminim hocası bile bilmiyordur henüz.O da ilk kez izleyecek muhtemelen.

On moduna girmiş bir Quaresma,sakin güç Guti,yüzünden ter niyetine hırs akan Necip ve İzmir'le ilgili çok güzel hatıraları olan Bobo ile Beşiktaş'ın fazla zorlanacağını sanmıyorum.Ama olmadık bir sonuç da çıkarsa şaşırmamak gerek.Dedik ya netice,netice...

23 Mayıs 2010

Devrim-mevrim

Futboldan az çok anlayan herkes Bursa'nın şampiyonluğunun bir devrim olduğunu söyleyip duruyor son bir haftadır.Bursasporluların iddiası ise daha eski.47 yıllık mazisinde ilk kez şampiyonluk kazanan bir kulüp için tabiki bu başlı başına bir devrimdir.Peki ya diğerleri için.İşte orası biraz tartışmalı.Bursanın bu noktaya gelmesindeki tek faktör olağanüstü mücadelesi mi?En büyük etken bu tabii ama tek etken değil.Bir asırdır ülke futbolunu taşıyan ve yöneten gücün yani İstanbul takımlarının ortaya koydukları rezil performansı da hesaba katmamız lazım.Bunu Bursa'nın tertemiz başarısını karalamak için söylemiyorum.Şimdi soru şu.Bursalıların "Kahpe Bizans" dedikleri (haksızda sayılmazlar hani) İstanbul kulüpleri neden 27 yıl sonra kendilerinin değilde hiç hesapta olmayan bir başka takımın şampiyon olmasını sorgulayacaklar mı?.Bu noktaya neden ve nasıl gelindiğinin muhasebesini yapıp,yaptıkları hatalardan dersler çıkaracaklar mı?İşte bu olursa Bursa'nın şampiyonluğu sadece kendileri için değil Türk futbolu adına bir devrim olur.Benim naçizane düşüncem budur.Memleket dolayısıyla birçok Bursaspor'lu arkadaşım var ve onlarla yaptığım konuşmalarda çok ilginç diyaloglar çıkıyor ortaya."Dediğin doğru ama inşallah sizinkiler ders-mers çıkarmazlar da biz yine şampiyon oluruz,yemişim devrimini" diyorlar mesela.Bir Bursalı görebiliyor bunu peki ya bu taraftakiler.Hiç sanmıyorum.İşte Fenerbahçe'nin olan bitenden sonraki yaklaşımı meydanda.Bir tek şampiyonluğumuzu gaspettiler demedikleri kaldı ki onu da dediler açıkça olmasada.Beşiktaş ve Galatasaray'dan bu mahiyette hiç bir beyan,bir özelleştiri de duymadık.Demek ki bu konuda yüksek beklenti içine girmemek lazımmış.En azından şimdilik.

04 Mayıs 2010

Alternatif ceza

Seyircisiz maç
Yirmibin kişinin izleyeceği bir maçı hepi topu 100 kişiye oynamak
Ararsan bir mantığı var tabikii.Taşkınlık yaparsan,küfür edersen,sahaya madde atarsan,kapatırım tribünü,izleyemezsin takımını demek Türkçesi.
İşe yarıyormu gerçekte peki.Koca bir hayır cevabı.
Tribünü(sahası değil) kapatılan taraftar evinde yada kahvede izliyor maçını.Bir hafta sonra cezası bitince de yerini alıyor tribünde.Ceza almasına neden olan hareketlere de aynen devam ediyor.Sıfıra sıfır durumu.

Halbuki şöyle olsa;

Seyircisiz oynama cezasına neden olacak hareketleri yapan takıma sahasında seyircisiz oynama cezası yerine o maçı deplasmanda oynama cezası verilse ve o maça da kendi taraftarı alınmasa mesela nasıl olur.
Düşünün şimdi 2 hafta sonra Fenerbahçe ile İnönü'de maçımız var ve bu cezayı alıyoruz federasyondan.Kendi sahamızda oynamamız gereken maçı Kadıköy'de 50 bin Fenerlinin önünde oynuyoruz.Aynı şekilde Galatasaray'ı İnönü'de,Fenerbahçe'yi Ali Sami Yen'de düşünün.Ben bundan daha ağır bir cezalandırma şekli düşünemiyorum.Hangisi daha etkili olur acaba.Böyle bir ceza alan takımın taraftarı bırak küfür etmeyi,sahaya yabancı madde atmayı çekirdek kabuğu atmaya bile cesaret edemez.Diyarbakır gibi niyeti baştan bozuk takımlar hariç tabii.

28 Nisan 2010

06-16-26

"Lideriz ya,artık bu saatten sonra da bırakmayız,kesin şampiyonuz" havalarında Fenerbahçeliler.Bence bu kadar ümit yapmayın.Bursa'nın biraderleri var bu ligde.Gecekondu tayfasını zaten biliyorsunuz da bilmediğiniz Eskişehir yakası.İki senedir üç takım taraftarının organize etmeye çalıştığı bir organizasyon altıyla kafiyeli takımların peşpeşe sıralanması hadisesi.İşte onlardan ikisi Fener'in rakibi ilk iki haftada.Bir zamanlar hor gördüğünüz,iki ekmek bir süt diye aşağıladığınız gariban Rıza'da ikramiyesi ayrıca.Sonra gecekondu mahallesinde yirmibin kişinin önünde Ankaragücü maçı.100 küsur yıllık ezeli rakibinizi "yatışa hazırmısınız" diye gaza getirmek hoş da Bursa'nın biraderleri sizi yatırırlarsa o yatağa ne olacak.Sonra herkesin bir ihtimal çektiği benimse kafadan üstünü çizdiğim bir Trabzon maçı var.Siz daha neyin şampiyonusunuz anlamadım.Ali Şen geveledi bir şeyler dün akşam ama ben de Saba Tümer beyni olmadığı için çözemedim.

21 Nisan 2010

Adil hakem yoktur

Çünkü adil oyun yoktur bu ülkede.Maçlar sahada değil yöneticilerin basın açıklamalarıyla,tetikçi yazarların televizyon programlarıyla kazanılır.Bir oyundur neticede bu ama diğer oyunlar gibi masumca oynanmaz.Güzellik yerine çirkinlikler kazanır mütemadiyen.O yüzden Avrupa ile burası kıyaslanamaz hiçbir zaman.Üstelik bu ülkede bu durum bir nevi defacto yasa haline gelmiştir.Alenen olmasada herkes tarafından kabullenilmiştir.

O yüzden hiçbir zaman hakem konuşmadım hiçbir ortamda,hakem tartışmadım kahvedeki okey masasında bile.Her ne olursa olsun kendi oynadığım oyuna baktım hep.Hakettik mi etmedik mi.Yoksa senin hakem dediğinin bu çirkef çukurunda bir piyondan farkı yok.Gücü yettiğince çabalıyor.Gücünün yetmediği yerde eğer onurlu ise bu lanet düzene isyan ediyor düdüğünü asıyor ve gidiyor.Onursuz ise de bu sistemin güdümüne giriyor ve kölesi oluyor.Şimdi ben bu hakemin neyini tartışayayım.Bataklığı kurutmadan sinek ilacı sıksan ne yazar.Bunu da herkes bilir ve sabaha tartışırız.Ama sonunda sen sağ ben selamet bu düzen aynen devam eder.Bir haltı değiştiremeyeceksek hakeme,federasyona bağırmak da sinirlerimizi boşaltmaktan başka bir işe yaramaz.

Ama benim bağıra çağıra anlatmak istediğim mevzu başka.Aziz Yıldırım üç sene üstüste şampiyonluk sözü verdi sezon öncesinde.Özellikle sezonun ikinci yarısından itibaren yaşananlarda buna bağlandı durdu hep.Blog altına yorum yazan çocuklardan tutun da kelli felli adamlara kadar herkes diline sakız etti bunu.Eğer gerçekten doğruysa,varsa böyle bir şey,Beşiktaş ve Galatasaray taraftarları;sizler aptalsınız.Yanlış adama kızıyorsunuz.Adam yapması gerekeni yapıyor.Ne yapmasını bekliyordunuz ki.Fenerbahçe başkanı olduğu halde Galatasaray'a mı çalışmalı,Beşiktaş'ın hakkını mı savunmalı.Adam kendine güvenmiş çıkmış yetmiş milyonun karşısına açık açık söylemiş.Ha yerine getirir getirmez orası ayrı.Ama adam sözünü yerine getirmek için her yolu mübah görüyor ve elinden gelen herşeyi yapıyor.

Asıl kızmanız gereken kulüplerinin hakkını sonuna kadar araması ve her şekilde kulübünü bu ülkenin en iyisi yapmak için uğraşması gereken kendi kulüp başkanlarınız değil mi.Nerdeler onlar.Ne yapıyorlar.Beşiktaş ve Galatasaray hangi alanda daha ileride Fenerbahçeden.Altı yıldır Beşiktaş'ın başında Demirören.Aziz Yıldırım'ın ilk altı yılında yaptığı neyi başarabildi.Stad mı,tesis mi,sportif başarı mı,kurumsallaşma mı,gelir artışı mı.Aynısı Polat ve ondan önceki Galatasaray başkanları içinde geçerli.Ne yaptınız bugüne kadar.Anadolu da bir söz vardır.Avucuma ne tükürdünki yüzüne çalayım diye.Neyinizi savunayım ben sizin.Sizi bırakıp da nasıl Fenerbahçe başkanına veya federasyon başkanına veya hakemlere kızayım.Siz önce kendi kapınızın önünü süpürün sonra başkalarının pisliğiyle uğraşın.Bu kafayla da aynen devam edin.Edinde önümüzdeki on yılda belki bir şampiyonluk daha görürsünüz.

19 Nisan 2010

Maç olur

Takımın top oynamaz.Koskoca doksan dakikada bir buçuk pozisyona giremedin bitirirsin maçı.Sonrasında da teknik direktöründen futbolcusuna,yöneticisinden taraftarına kadar başlarsın yaygaraya.Federasyonun işi bu,öyle bir hakem verdi ki adam resmen bizi doğradı.Oysa sormaz kimse hakemin seni doğramasına sebep olacak oyun mu oynadın,rakip kaleye kaç kez gittin,topa sahip olma oranın nedir,teknik direktörünün sahaya sürdüğü onbirin şekli-şemali nedir,hücumcu mu,kontraatakçı mı yoksa katı defansçı mı?Sormaz kimse.Çünkü kaybedildiğinde suçlanacak,bağırılacak,küfredilecek kişi bellidir.Oturup bunları düşünecek kafa yoracak bir kafa yoktur bizde.Zaten o işe vaktimiz de yoktur kapasitemizde.Araştırmayan,çalışmayan,çabalamayan,hazıra konan medeniyetimizin karakterimize sokuşturduğu bir Allahın belası bir meziyettir bu maalesef.

Maç bitti şimdi.Herkes hakeme küfredecek,Bilica'ya kızacak,Emre'ye köpürecek.Kaç kişi konuşacak acaba bende büyüğüm diyen Beşiktaş'ın teknik direktörünün sahaya 9 savunmacıyla çıkmasını.Altmış dakika boyunca rakip kaleye bir kez bile gidemememizin nedenini,Bobo'nun Malatya Kapısında ki Battal Gazi misali Fener defansıyla tek tabanca boğuşmasının hesabını kim soracak.Ligin lideri maçını kazanmış,sekiz puan geriye düşmüşsün.Artı üstünde iki takım daha var.En çok risk alman gereken maça en rölanti en garanti kadroyla çıkmak neresindedir şampiyonluk kovalamanın.Sanki hiç umurunda değilmiş gibi değil mi sayın hocam.

Yoksa kızmamız gereken kişi hoca değilde başkası mı.Mesela ortada fol yok yumurta yokken teknik direktörünün sözleşmesini uzatan zihniyette mi?Nihat'a kimse kızamaz,dört milyon yuro alıyor da oynamıyor diye.O gelmek bile istememişti ki,zorla getirdi tüpçü.E şimdi Mustafa Hocaya ne diye kızacağız.Kalmayı o da istememişti ki.Tüpçünün bok yemesi diyecek kaç kişi var.Onlar üç sene olacaksa biz beş sene şampiyon olacağız diyen andavala,bu amaca ulaşmak için ne yaptın diyecek kim var.

Ama en iyisi biz  bunları takmayalım kafaya.Düzeni bozmayalım,beyaz koyun olmaya devam edelim,kolayı seçelim.Hakeme küfredelim biz.Kahpe hakem,şerefsiz hakem.Adam mısın hakem.Senin yüzünden şampiyon olamadık.Geber emi!!

11 Mart 2010

Belediye işi

Beşiktaş-Belediye rekabetinin öyle onlarca yıla uzanan bir geçmişi yoktur ama bize en ağır hasarı verdiren takımda odur ne hikmetse.Havamız uysa suyumuz tutmaz.Belediye süperlige çıktığından bu güne 6 maç yapmışız ve sadece bir kez (o da sidik zoruyla) yenebilmişiz.Hani şu bütün belediye futbolcularının Yatık Emine'yi oynadığı maçta.Fener geçen hafta takılmış,Cimbom bu hafta.Bursa desen maşallah yardırıyor.E bu şartlarda azıcık da olsa(azıcık ama) ümitlenmemek elde değildi.Stada girdiğimde benim gibi düşünen otuzbin kişi daha olduğunu görünce daha da bir rahatladım açıkçası.Başka zamanlarda başlamadığımız gibi başladık maça.Son dört-beş maçtır kaybolmuş gibi görünen coşku geri gelmişti.Sağdan ve soldan-ortadan hiç yok bindirmelerle geçti ilk yarı.Bir on dakika daha oynansa Toraman'la Delinho'nun ciğerleri patlarmıydı diye münakaşaya bile girdim Tuğrul Abiyle.İlk gol Bobo için bir alamet-i farika oldu artık.Sırtı dönük topu al,ezmeden-kaptırmadan bir çengelle kaleye dön,ve şutla.Bu kaçıncı oldu ben sayısını unuttum.Bobo yazmaya devam ediyor.İyiki de ediyor.İkinci yarıda da kaybolmadı takımın coşkusu.Bu hayret verici bir şey.Çünkü takım yaşlı.Bir tek Necip'de düşürmeye yetmiyor ortalamayı.Soldan Deli,sağdan ve bazen ortadan Toraman bıraktıkları yerden devam ettiler ikinci yarıya.İkinci gol için birincisi kadar beklemedik.Ferrari'nin belediye kontra atağını kesip dokunduğu top Holosko'yla buluşunca anladık anca,bizim İtalyanın ne yapmaya çalıştığını.Meğerse asist yaparmış bizim Mağripli baro.Yersen tabi.Üçüncüye bir kez Bobo,iki kez Holosko yaklaştı ama olmadı.Buna da şükür diyen otuzbin kişiyle beraber derin bir nefes alıp,Çamlıca tayfasıyla beraber yavaşça kaykıldık semte doğru.Şampiyokluk için zaten hiç olmayan umudumu Antep'te tamamen yitirmiştim zaten.Bu saatten sonra da pupa yelken gideceğimize hala inanmıyorum açıkçası.Kazanınca mutlu olabilmek bizimkisi.Zaten her zaman şampiyon olacağız diye desteklenmezki takım.Di mi ya?

01 Mart 2010

Tello futbolu hatırlayınca

Şili'de ki deprem yüzünden mi yoksa başka bir sebebi mi var bilinmez ama Tello bu sezonki en iyi oyununu oynadı ve hem kendi hem de Beşiktaş kazandı.Sezonun dibi gelmiş,bizim Tellocan daha ilk maçını oynuyor.Şimdi herkes Tello'yu göklere çıkarıyor ama şu oyununu gördükten sonra bu adama eskisinden daha fazla kızmaya başladım.Hani söylemeye dilim varmıyor ama Tello'nun iyi oynaması için her maç günü Şili'de bir felaket olması mı lazım?Demek isteyince oynayabiliyor adam.Bu zamana kadar oynamadıysa kimse kusura bakmasın art niyet ararım arkadaş.Bu saatten sonra oynarsa da ekime,oynamazsa ...Yalnızca tek bir sebepten saygısızlık yapıldı adama.O da bizim takımın,siyah bantlarla ya da en azından  bir pankartla sahaya çıkmamasıydı.Yeri geldiğinde "bu acıyı en iyi biz biliriz" diyoruz da iş icraata gelince mal gibi davranıyoruz.Federasyonun saygı duruşu yaptırması lazımdı diyeceğim ama kulüpleri bu kafayla yönetilen bir federasyonun çapı yetmez ona.

Beşiktaş'ın bu sezonki yalama futbolu yüzünden artık peşin ve kesin konuşmayacağım demiştim.Hiç bir şey söylemiyorum bu yüzden.Haftaya yine kaybedeceksek bu maçı kazandık diye sevinmenin ne alemi var.Yoksa üç olmuş beş olmuş havagazı.33.hafta gelsin konuşuruz o zaman geniş geniş.Tek sözüm Bobo babaya.Helal olsun sana.O kaçırdığın goller de helal olsun sana.Sen böyle oyna istersen yüz gol kaçır."Santrafor" diye inim inim inleyen renkli büyükler yalanarak izliyorlar ya seni,öve öve bitiremiyorlar ya renkli yazarları,bu bile bana yeter.

22 Şubat 2010

Bize kalan

-Takıma dönüş dedik,o da olmadı be hocam.
-Değil takıma,"geleceğe dönüş" olsa ne yazar çekirge.
Tüpçüde DeLorean'a gömecek para çok da,bizim DeLorean'lar da iş yok çekirge.Rakipler kevgire dönmüş,biz makarnayı süzeceğimize,makarna biz olmuşuz.Hakem futbolcu peşinde,futbolcu top peşinde,hoca puan peşinde,taraftar kendi işinde gücünde.Yuvarlanıp gidiyoruz işte.Bitse de gitsek demeyen kaldı mı çekirge.
-Hiç mi güzel şey yok hocam?
-Var tabi olmaz mı?.Tüpçü gelmiyor artık maça.Onun sefil yüzünü görmüyoruz ya artık.Bundan daha güzel şey mi olur.

Son not:Fenerlilere edilmeyen küfürleri Galatasaraylılara eden taraftar bozuntuları.Adam değilsiniz,hiçbiriniz.

15 Şubat 2010

Dön başa

Şu Beşiktaş'ın bu seneki hali,peşin konuşmaktan men ediyor insanı.Önyargı,önsezi,konuyla alakalı ne kadar kelime varsa boğazına tıkıyor durduk yerde.Ne zaman "yamulturlar bizi" desek karşımızdakiler yamuluyor bir şekilde.Ne zaman "kesin kazanırız" desek de ağzımızdan çıkan kahırla beraber "hadi beee" oluyor hep.İstanbul'un havası için derler halbuki,orospu karı gibi..Bir orospuluk da bizde var ama çözemedim ben hayırlısıyla.Bir biz de değiliz ki böyle olmayan.Rakiplerimiz de kaypak.Haftanın son üç günü.Cuma ümit,Cumartesi kahır,sonra Pazar gene biraz ümit..Kalp hastası olmazsak şükür.

Hatice değil netice deyip şimdilik susmak galiba en iyisi.

10 Şubat 2010

Bitiniz mi kanlandı?

 "Bizim de gücümüz ve yapabileceklerimiz var.Geçmişte nasıl yaptıysak Tolga Özkalfa'ya da düdüğünü astırırız"
 Hemşehrin ve cumhurbaşkanın olan şahsa mı güveniyorsun yoksa iktidarın bütün kuvvetini elinde tutan partine mi bilmiyorum ama sana şu kadarını söyleyeyim,tükürdüğünü yalamaktan başka hiçbir halt  yapamazsın.Yapmayacağız der yaparsın,satmayacağız der satarsın.Ulan biz zaten ligi de futbolu da lağım çıkuruna çeviren büyük kulüp başkanlarıyla uğraşıyoruz.Bir de bunlar kaynamaz mı araya yırtık dondan çıkar gibi.Bekleyin şimdi Melih Gökçek ve İbrahim Yazıcı'da damlar birazdan.Dört büyükbaş yetmez bize zaten ondört olsun.Hep beraber sıçalım futbolumuzun olmayan marka değerinin üstüne.

Suyunu çıkarma

Tamam yarı şaka yarı ciddi de olsa kamuoyunda belirgin bir sempatin var.Yarısı gırgır da olsa seni bu ülkenin milli takımının başında görmek isteyen insan sayısı,tüpçüyü Beşiktaş'ın başkanı olarak görmek istemeyen insan sayısıyla yarışır.Ama sende eşşeğin kulağına kar suyunu kaçırdın.Hergün ya televizyonda ya gazetedesin be kardeşim.Yani seni gelmek istediğin makamlarda görmek istemeyen insanların öne sürdüğü bahaneleri haklı çıkarmak için elinden geleni yapıyorsun.Biraz geriye çekilsen,takımınla ilgilensen mesela.Bak son iki haftadır 2-0 öne geçtiğin iki maçın birini kaybettin birinde berabere kaldın.Ben Kasımpaşa'lı bir futbolcu olsam yemin ediyorum zerre kadar sallamam seni."Bu adamın bizimle alakası yok,milli takım da milli takım diye tutturmuş,oynasam ne oynamasam ne" diye düşünürüm.Yalan mı?Hoca bu gidişe devam edersen milli takıma hoca yerine medyaya maymun olur çıkarsın,bizden demesi.

06 Şubat 2010

Beşiktaş 4-Gençlerbirliği 1

Bizimkileri ne gaza getirdi acaba.Yeni seçilen yönetim mi yoksa hocanın sağlık durumumu?Yoksa gerçekten kendileri mi uyandılar.Sebep ne olursa olsun ikinci yarıdaki Beşiktaş Fener maçıyla beraber  bana göre bu senenin en iyi maçlarından birini oynadı.Tello ruhsuzu hariç.Tello hadım edilmiş sokak köpekleri gibi.Hem ürkek oynuyor hem ürkek bakıyor.Saha kenarında top toplayan çocuklar bile ondan daha fazla koşmuşlardır eminim.Dört gollü galibiyetin yanında taraftarı en çok sevindiren Tabata'nın nihayet top oynamaya karar vermiş olmasıydı.Sivok'la beraber tartışmasız sahanın en iyisiydi.Rakipten Mustafa'yı da eklemek gerek sanırım en iyiler listesine.Ve Sivok.Ferrari ile beraber Uche-Högh ve Ronaldo-Zago dan bu yana ülkenin en iyi defans ikilisi olmaya adaydılar.Ta ki İtalyan olanı sakatlanana kadar.O günden bu yana Sivok sahada şaşkın tavuk gibi kararsız-şuursuz,bir o yana bir bu yana koşturup duruyordu.Nihayet dün gece o da "en iyisi ben top oynayayım" demiş olmalıki sezonun en iyi topunu oynadı.Hücum hattı bildiğimiz gibi.Sabah akşam söylediğimiz gibi bu takımın ilerideki tek forveti Bobo'dur.Daima Bobo'dur.Ta ki Dzecko ve İbrahimoviç transfer edilene kadar.Kaleye sırtı dönükken top alabilen,aldığı topu ezmeden,kaybetmeden kaleye dönüp şutlayan ve genellikle de gol yapan ikinci bir santrafor yok bu ülkede.Kıymetini bilmek lazım.Holosko ise "son peygamberi bekler gibi beklediğiniz adam Delgado değil,benim" dedi resmen dün akşam.Haklıydı da.Bu takım ikinci yarıda tekrar kıpırdanacaksa,bu iş Holosko gibi adamların sayesinde olacak sanırım.Bir de şu Tello uyuzluk etmese.
 İyiki varsın Rüştü.İnşallah Hakan düzelene kadar da sakatlanmazsın.Dün akşam kalede Ramazan'ın olduğunu hayal bile edemiyorum.

Hayırlısıyla başladık bakalım yine bir seriye.Ama ilk yarıdaki gibi sonradan kursağımıza dizmek yok.Ya tamamını getirin ya da hiç başlamayın kardeşim.Yalama ettiniz lan.

30 Ocak 2010

Antalya 0-Beşiktaş 1

Bir buçuk pozisyon,avantadan bir penaltı,geleneksel hale gelmiş beleşe Antalya galibiyeti.Hocamız takımın mücadelesinden çok memnunmuş.Ben değilim.Hocadan başka memnun olan olduğunu da sanmıyorum.İlk yarıdaki Antalya maçıyla dünkü maçtaki kadroyu yanyana koyup fark nedir diye sorsanız,kolayca cevap verecek babayiğit çıkacağınıda sanmıyorum.Bu Beşiktaş tan en azından bu haliyle bu sene bir turşu olmayacağını biz zaten kupa maçlarıyla görmüştük.Fener şurda takılır,Galatasaray şurda kaybeder mantığıyla da bu lig bitmez sayın hocam.Senin o dediğin 40 yılda bir olur ki geçen sene oldu işte.Bence sen kafayı değiştir.Geçen yılın piyangosu her sene vurmaz adama.Peki bizim için çare ne.Çare bir üstteki postta.

28 Ocak 2010

Marka değeri




Yıllık 400 milyon dolar naklen yayın geliri ve toplamda belki onun iki katı  reklam,stad,lisanslı ürün vs geliri.Ve bu parayla ülkeye getirilen yıldız oyuncular.Eano'sundan tutun da Santos'una,Vassel'ine,Guiza'sına kadar.Ziraat kupası-tarla geyiği yapmak için değil gerçekten söylüyorum.Bunca yıldızın olduğu bir ligi merak eden bir yabancı futbolsever es-kaza izlese bu ligden bir maçı karşılaşacağı görüntü yukardaki görüntüdür.Ben profesyonel futbolcu değilim ama biri deseki "lan gel şurda bir japon kale yapalım","hadi lan ben canımı yolda bulmadım" olur cevabım.Elano neylesin o zaman bu sahada.Ben o  futbolcuların yerinde olsam,rest çekerim hem kulübe hem federasyona."Bu sahada sakatlık tehlikesi var,oynamayı reddediyorum"diye."Rıdvan diyor ya bazen "şu sahada keçi yürüse menisküs olur" diye,abartmıyor adam,doğru söylüyor.Öyle 400 milyon dolara yayın satmakla olmuyor marka değeri.Önce stadları ve sahaları düzeltin efendiler.